Filmlerin Medeniyetler Üzerindeki Etkisine Dair
Filmlerin Medeniyetler Üzerindeki Etkisine Dair

Filmlerin Medeniyetler Üzerindeki Etkisine Dair

    Mustafa YAĞCI

Öncelikle böyle bir etkiden söz edebilmemize zemin hazırlayan şeyin ne olduğundan bahsi açmak gereklidir ki; dünyanın herhangi bir kıtası olan Amerika kıtasındaki herhangi bir ülke olan Amerika’da bu ülkenin de herhangi bir şehri olan Los Angeles şehrinin 100 metre karelik alana ve 100 metrelik rakıma sahip Hollywood tepesinin ne denli şöhrete sahip olduğu, açıklanmak istenilen etkinin küreselleşme kavramıyla ilintisini gözler önüne sermektedir. Aslında film özelinde anlatacak olduğumuz etkinin küreselleşme çatısı altında diğer alanları da kapsayıcı bir biçimde ele alması gerekmektedir.

 Küreselleşme, bir avuç devasa şirketin hızlı ve aşırı büyümelerini kotarmalarından ibaret olmakla birlikte bu büyümenin getirdiği güç ile sektörlerin merkezileşmesi sonucu mega şirketlerin oluşmasıdır. Aşırı büyüyen ve kendi sektörlerinde tekel haline gelen bu yapılar daha çok “Batı” diye tabir edilen Amerika ve Avrupa’da yoğunlaşırken etki altına aldıkları coğrafyalar malum olduğu üzere kendi civarları ile sınırlı kalmamış, Doğu ve Afrika medeniyetlerini de kapsamına dahil etmiştir. Bu kapsamın boyutunu görmek için Amazon yerlilerinin Nike marka ayakkabı giymelerine, aynı şekilde Filistinli çocukların Barcelona futbol takımının formasını giymelerine, Çin ve Japonya’da en çok takip edilen spor organizasyonlarının NBA ve İngiltere Premier lig olduğuna, bahsi geçen İngiltere liginin 174 farklı ülkede yayımlanmasına, dünyanın en çok taraftara sahip futbol takımlarının sırasıyla M. United-FC Barcelona-Real Madrid olmasına bakmak yeterlidir. Bunların yanında asıl mevzu bahis olan filmlerin yerine bakacak olursak, filmlerin hem küreselleşmeyi sağlayan hem de küreselleşmeden etkilenen bir konumunun olduğuna şahit oluruz. Görüldüğü üzere küreselleşmeyi tanımlarken herhangi bir akademik cümle veya kavram kullanmak yerine dünyanın en çok izlenen filmlerinin menşei olan Hollywood’u anlatmakla yetindik ki, bu da filmlerin küreselleşmeyi ne derece sağladığının bir göstergesi. Küreselleşmeyle tekelleşen yapıların kendi sektörlerinden olan diğer oluşumlara karşı ellerinde bulundurdukları üstünlükle onların bölgelerinde dahi onlardan daha çok etkiye sahip olduklarının aşikâr olduğunun bilinmesiyle, küreselleşmeyle mega şirketlere dönüşen yapıların etki sahasının büyüklüğü anlaşılmaktadır.

Hollywood özelinde filmlerin küreselleşmeyi nasıl sağladığına değindikten sonra, çift yönlü olan bu etkileşimin diğer yanına bakılacak olursa, küresel sermayenin pazarlamadaki becerileri ve reklam kapasiteleri, filmlerin küreselleşmeyi sağladıkları gibi bundan istifade ederek etki alanlarını genişlettiklerini görürüz. 2000’li yılların başından itibaren yayımlanmaya başlanan Marvel sinematik evrenin filmlerini inceleyecek olursak, bu filmler Hollywood’un şöhretine şöhret katmış ve neredeyse dünyada tanınmadığı ülke kalmamıştır. Diğer yandan elde edilen bu tanınmışlık, bu stüdyodan çıkan filmlerin kötü dahi olsa, etki alanlarının inanılmaz boyutlara çıkmasını sağlamıştır. Son yıllarda yapılan Marvel filmleri hep aynı senaryo matematiği, pek de birbirinden farklı olmayan aksiyon sahneleri ve genel itibari ile sonu başından belli hikayeleriyle tekdüzelik göstermelerine rağmen hala milyar dolarları aşan hasılatlar elde etmektedir. Örneğin Black Panter isimli film, yapımcılarının dahi kendisinden beklemediği şekilde 1,3 milyar dolar hasılat elde etti. Sayılan tekdüzelikleri barındırıyor olmasına rağmen bu denli izlenmesini sağlayan Hollywood ve Marvel’in şöhretinin yanı sıra Batı medeniyetlerinin eskiden beri kullanageldikleri her anlamda sömürgecilik alışkanlıklarıdır. Öyle ki kendisinden daha çok hasılat beklentisi içinde olunan Thor, Dr. Strange ve Antman gibi filmler 500 ila 800 milyon dolar bantlarında hasılat elde etmişlerdi. Böylesine beklentileri değiştiren şeyin ne olduğu araştırıldığında, Afrika ülkelerinin Black Panter filmine yoğun ilgi göstermelerinin en büyük etken olduğu saptanmış. Filmin süper kahramanı ve halkının siyahi olmaları daha önceki zamanlarda ham maddeleri, insani güç potansiyelleri vesaire sömürülen Afrika medeniyetlerinin gururlarının dahi sömürüldüğünü aşikâr etmektedir. Böylesine güzel bir geri dönüş alan kapitalist anlayış  daha önceki üç bölümünde yer vermediği Black Panter karakterine Avengers’ın son bölümü olan Endgame’de yer verdi ve bunun semeresini elde edilen 2,8 milyar dolarlık, tüm zamanların en yüksek, hasılatı ile toplamış oldu.

    Tüm bu anlatılanlar, filmlerin küresel boyutta bir izleyen kitlesi elde etmelerinin daha üstünde bu filmlerin yapımcılarının dolayısıyla onların ideolojilerinin (Hristiyan Kültürü, Batı Kültürü vs. …) bu kitle üzerinde müthiş bir etkiye sahip olmasıyla daha da önem kazanmaktadır. Bu etkiyi anlatmak için şu sözün yeterli olduğu kanısındayım: ‘ABD Hollywood ile dünya istihbarat örgütlerinin dahi ulaşamadığı alanlara ulaşmıştır.’

Bir cevap yazın