İstiklâl Nidası
İstiklâl Nidası

İstiklâl Nidası

Yusuf AKDERE

Bir marşın ardından geçse de asır,
Dizeler düşmana seni hatırlatmakta.
Nedir o günleri öldürmeyen sır ?
Geçmiş mısralarda nefes bulmakta.

Bir destan ki başlıyor Muş Malazgirt’ten,
Alparslan göğüs geriyor düşmana karşı,
Bu destan diriliyor Çanakkale’den,
İmanıyla ses veriyor Seyit Onbaşı.

Bir avuç toprakta bir kucak insan,
Şehit kanıyla güldü bu nice toprak,
İstiklal nidasıyla haykıran vatan,
Hürriyet şafağına doğdu bu yüce bayrak.

Şehadete kucak açan sayısız şehit,
Topraktaki kanı sor karıncalardan.
Çok şiirler yazıldı ve sonsuz beyit,
Ki duyulsun sesi tüm yarınlardan.

Bir yanda Sütçü İmam, bir yanda Nene Hatun,
Şehadet ümidiyle yol aldılar cepheye,
Ne er bıraktı cepheyi, ne çocuk ne de hatun,
Hürriyet taşıdılar o günden geleceğe.

Diner mi şehadetleri bu minarelerin ?
Sema bu nidalarla huşu bulmakta,
Hayır duası varken tüm annelerin;
Ezelden ebede bir destan uzamakta.

Asil kadın cepheye mermi kucaklıyor,
O kadın evladına istikbal taşımakta,
Yaşlı dede mermilere göğüs geriyor,
O adam tüm cihana hürriyet haykırmakta.

Özgür yaşadık bizler ezelden beri,
Onun damarlarında kan, senin hürriyet.
Bayrak için can verir her bir neferi,
Gökte kızıl albayrak; budur saadet.

Daha deniz, daha ırmak…
Güneş bayrak olsun, gökyüzü çadır.
İstiklal uğrunda rahmana varmak,
Yaşamak, özgür olduğun kadardır.

Göklerin süsü olan ey şanlı hilâl !
Dalgalan göklerde seni izlesin cihan.
Kalplerin sesi olan ihtişamlı istiklal !
Dalgalan yüreklerde, seni dinlesin durmadan.

Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı’nın anısına,

Bir cevap yazın