Lütuf Nedir ?
Lütuf Nedir ?

Lütuf Nedir ?

Muhammed ÇİÇEKLİ

Lütuf’ kelimesi sözlükte “nazik ve merhametli davranmak” manasında masdar olarak kullanılırken “iyilik etme, merhamet ve yardımda bulunma” anlamında isim şeklinde de kullanılmaktadır.[1] Terim olarak ise ‘lütuf’ “insanın kendi iradesiyle iman edip günahlardan kaçınmasını kolaylaştıran ilahi fiil” olarak tanımlanmaktadır.[2]

‘Lütuf’ kelimesi Kuran’ı Kerim’in Kehf suresinin 19. ayetinde “gizli ve ihtiyatlı davranmak” anlamında fiil olarak kullanılmış ve insana nispet edilmiştir. İsim olarak ise “fiillerini rıfk ile gerçekleştiren, kullarına iyilik ve merhamet eden, en ince ve gizli hususları dahi bilen varlık” olarak Allah’a nispet edilmiştir.[3] Bu anlamlar düşünüldüğünde Allah’ın sorumlu tuttuğu varlıklarını yalnız bırakmadığını görmekteyiz.

Allah’ın kulları için bir şeyleri yapma konusunda mecbur olup olmadığı mezhep ekolleri arasında tartışılmış ‘lütuf’ meselesi ise bu tartışmalar çevresinde ele alınmıştır. Lütfun mezhepler arasındaki ihtilaflarına geçmeden önce lütufla anlam bakımından benzer olan ‘tevfik’ kelimesine değinmek yerinde olacaktır. Lütuf ile benzer anlama gelen ‘tevfik’ ise kulların, Allah’ın razı olduğu fiilleri özgür iradeleriyle işlemeleri halinde Allah’ın kullarına yardım etmesidir. ‘Tevfik’in zıddı ise hızlandır. Hızlân; Allah’ın günahkâr kimseden yardımını çekmesidir. ‘Lütuf’ kavramının anlaşılmasında mezheplerin farklı bakış açıları vardır. Mutezîlî anlayışta insanların iyiliğine olan bir şeyde önünde engel bulunması doğru değildir. Yani Allah salâhı yapmaya mecburdur. Mutezîle bu şekilde bakışından dolayı lütfun, “kişinin vacip olanı tercih etmesini ve kötü olan şeyden uzak durmasını sağlayan” olduğunu söylemektedir.[4] Bu sayede kul ma’siyetten uzaklaşıp itaate yaklaşmaktadır. Mutezîlî alim olan Kâdı Abdulcebbar Peygamberlerin gönderilişini de bu minvalde değerlendirerek insanın ilahi ‘lütuf’ sayesinde itaate yöneleceğini ve isyandan uzaklaşacağını söylemektedir.[5]

Maturîdî mezhebi ise lütufla benzer anlama gelen ‘tevfik’in aynı olduğu görüşündedir. Yardım manasına gelen ‘lütuf’ ismet olarak da kabul edip itaatte zorunluluk oluşturmadığı gibi ma’siyetten de aciz kılmamaktadır. İnsanları hayırlı amellere sevk eden ‘lütuf’ insanın seçim hürriyetini kaldırmamaktadır. Çünkü Maturîdîler’e göre kulun imtihanının olabilmesi için bir seçim hürriyetinin olması gerekmektedir.[6]

Eş’ariler ise Hûd suresinin 88. ayetini “Ben sadece gücüm yettiğince düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir.” delil getirerek yardımı sadece Allah’a nispet ederek lütfun, tââtte bulunma kudretini yaratması olduğu görüşündedirler.[7]

KAYNAKÇA

Ramazan Altıntaş, Kelam El Kitabı, Şaban Ali DÜZGÜN (ed.) Ankara: Grafiker Yayınları, 2018.

Çelebi, İlyas Lütuf”, DİA, XXVII s 239-241, Ankara, 2003.


[1] İbn Manzûr, Cemalüddin, Lisânü’l-‘Arab, s 9/318; Çelebi, İlyas, “Lütuf”, DİA, s 239-241.

[2] Çelebi, İlyas, “Lütuf”, DİA, s 239-241.

[3] Çelebi, İlyas, “Lütuf”, DİA, s 239-241

[4] Altıntaş, Ramazan, Kelam El Kitabı, s 411.

[5] A.g.e  s  412.

[6] a.g.e. s 413.

[7] a.g.e. s 413.

Bir cevap yazın