Yahudi Asıllı Sahâbîler
Yahudi Asıllı Sahâbîler

Yahudi Asıllı Sahâbîler

Muhammed UÇ

Yahudilik, uzun ve köklü bir tarihi içerisinde barındırır. Ayrıca kendisine has tarih yorumuna ve algısına sahiptir. Dolayısıyla Yahudilik tarihinin de kırılma noktaları vardır.  İslâm’ın gelişi ve Medine’ye intikalinden sonraki süreç söz konusu kırılmalardan en önemlilerinden birisinin başlangıcıdır. Kendilerinden peygamber geleceği beklentisi içerisinde bulunan Yahudiler, kendilerinden olmayan bir nebînin gelmesini kabul edememişler ve genel itibariyle eski inançları üzere yaşamlarını sürdürmenin yanında Hz. Peygamber ve Müslümanlara karşı düşmanca tavır içerisinde olmuşlardır. Esasında hem etnik kökene hem de dini bağlılığa işaret eden bir kavram olan Yahudilik, kullanıldığı bağlama göre her iki yöne de işaret edebilir. Ancak, ‘Yahudi Asıllı Sahâbîler’i araştırma konusu yapan Sabuncu, burada kavmî aitlik itibariyle konuyu ele almıştır.  

İncelemesini yaptığımız eser, ‘Giriş’ten sonra iki ana bölüm ve ‘Ekler’ kısımlarından oluşmaktadır. Giriş başlığı altında çalışmanın yöntemi ve kaynaklarına yer verilmiştir. Aynı zamanda İslâm öncesi dönemde Yahudiliğin tarihi seyrine değinildikten sonra Arap Yarımadası’na yerleştikleri bölgeler üzerinde değerlendirmelerde bulunulmuştur.

‘Hz. Muhammed (sas) Döneminde Yahudilerle İlişkiler’ başlığı altında ilk ana bölüme giriş yapan Sabuncu, bu bölümü Mekke ve Medine dönemlerinin yanında Medine dışında mevcut olan Yahudileri ve Yahudilerin Medine’den sürülmesi konularını ele almış ve dört alt başlık altında bahis konusu yapmıştır. Müslümanlar ile Medine’deki farklı siyasî, dinî ve kavmî gruplar arasındaki bir anlaşma olan Medine Vesikası’na Yahudilerle sıkı bir bağının bulunması sebebiyle temas edilmesi uygun görülmüştür. Yahudilerin Medine’deki varlıkları daha da detaylandırılarak üç ana Yahudi grubu olan Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza incelenmiştir. Söz konusu üç hizbin Medine’deki yaşamsal ve ticari faaliyetlerinin niteliği belirtilmiştir. Aynı zamanda satır aralarında kendi aralarındaki iletişimin varlığı ya da yokluğu zikredildikten sonra akıbetleri benzer olan her bir grubun Medine’den sürülmesi olaylarının ayrı başlıklar altında anlatım yolu tercih edilmiştir.

‘Müslüman Olan Yahudiler’ başlığını taşıyan ikinci ve son bölüm, çalışmanın esas kısmını oluşturmaktadır. Burada Müslüman olmayı tercih etmiş Yahudiler kapsamlı olarak incelenmiştir. Her bir Yahudi Müslümanın hayatı hakkında eldeki mevcut kaynaklar ışığında bilgilendirmede bulunularak hangi Yahudi kabilesine mensup oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Medine’deki üç ana Yahudi topluluk dikkate alınarak tasniflemeye gidilmiştir. Medine’den en önce sürülen Benî Kaynukâ’ya mensup sekiz, Benî Nadîr’e bağlı dokuz ve Benî Kurayzâ kabilesinden olan yirmi üç sahâbîye yer verilmiştir. Kabilesi tespit edilemeyen on iki kişi daha bu listeye eklenmiştir. Ayrı bir başlıklandırmaya gidilmeden Benî Kurayzâ kabilesinden olan ve münafık kabul edilen on bir kişinin de ismi zikredilerek toplamda altmış üç Yahudi asıllı sahâbînin olduğu saptanmıştır. 

‘Ekler’ bölümü ise toplamda iki ekten oluşmakla birlikte bir hayli yekün tutmaktadır. İlk ekte, çalışma boyunca saptanan veriler tablolaştırılmış, ikinci ekte ise hadis rivayet ettiği bilinen sahâbîlerin rivayetlerine yer verilerek eser nihayete erdirilmiştir.

Sonuç olarak İslâm, şu ya da bu şekilde ulaştığı hemen her coğrafya ve millet üzerinde koyduğu ilkeler mûcebince etkide bulunmuştur. Hatta Müslüman olan türlü etnik gruplar, İslâm öncesi dönemlerine pek fazla zikretmek istememiştir. Bu durum, ‘İslâmlaşma’ kavramı ile ifade edilebilir. Dolayısıyla Sabuncu’nun çalışması etnik köken tespiti yapmasıyla hem zor bir araştırma hem de verimli bir çalışmadır. Zira Araplar dışında Yahudi, Habeş, Kıptî, Farsî ve Rûmî oldukları bilinen toplam 120 sahâbînin 63’ü -Sabuncu’nun tespitinden hareket edilecek olursa- Yahudi’dir. İstatistiksel olarak ise 120 sahâbînin %52,5’ine; yahut Müslümanlığı ve Yahudiliği şüpheli olan 15 sahâbî hesaba katılmazsa Yahudi sahâbî oranı %40’ına tekabül eder ki beş farklı millete mensup toplam sahâbî sayısı açısından bu oran oldukça yüksektir. Bu verilerin ortaya çıkarılmasına aracılık etmesi amacıyla oldukça faydalı bir eser olan bu araştırmanın dili ve üslubu da son derece yalındır. Söz konusu döneme ve konuya ilgi duyan hemen her tabakadan okurun kolaylıkla anlayabileceği bir sadeliğe sahiptir. Bu sadelikten yana tavır takınılması, Sabuncu’nun hitap kitlesi ile de uyumludur. Zira yazar, bu konuya temas ederek ilgili açıklamayı yapmaktadır.

Ömer Sabuncu, Yahudi Asıllı Sahâbîler, İstanbul: Siyer Yayınları, 2019, 1. Baskı, 192 sayfa + Ekler. ISBN: 978-605-76892-6-9.

Bir yorum

Bir cevap yazın