Gözlerimiz Ne Durumda
Gözlerimiz Ne Durumda

Gözlerimiz Ne Durumda

Eşref SARITAŞ

Sağlık, bizlere bahşedilen en büyük nimetlerden biridir. Bunun değerini ne yazık ki pek çoğumuz hastalandığımız zaman fark ederiz. Fark ederiz etmesine de, artık iş işten geçmiş olur. Vücudumuzun her organı ayrı bir öneme sahip olmakla beraber, gözlerimiz daha çok ön plana çıkar. Çünkü gözlerimiz, ikili iletişimin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayan en önemli organlarımızdır. Öyle ya; dilin tercüman olamadığı pek çok manayı, gözlerimiz aktarır karşı tarafa. Göz demek, dışa açılan penceremiz demek, içinde mevcudatı temaşa ettiğimiz. Göz demek, hem yakın hem de uzak durumları sağlıklı bir şekilde görebilmek demektir. Göz demek, gözlemlenen olayları zihninde yerli yerince konumlandırmak demektir. İşte tam da bu noktada, sağlıklı bir göze sahip olmanın önemi daha da belirginleşmektedir. Çünkü sağlıklı bir göz, olayları doğru görüp, doğru değerlendirmeye götüren en önemli araç demek. Kısaca sağlıklı bir göz demek, dengeli hareket etmek demek aslında. Zira miyop oldu mu göz, uzak noktaları bulanık görür ve artık uzaklara yönelik ayırt edicilik vasfını kaybeder. Hipermetrop olduysa şayet, bu sefer yakın şeylere yönelik görme dengesini kaybeder. Bunun bir üst çıtası ise, gözün astigmat olmasıdır. Ne yakın ne de uzağı görebilmek. Yani, çift yönlü denge kaybı demek…

            Sağlıklı olmak her ne kadar ilk anlamıyla sadece beden bütünlüğünü çağrıştırsa da ruh sağlığı da bu kapsam içinde yer almalıdır. Pek çok defa bedeni hastalıklarımızı hemencecik keşfedebilirken ne yazık ki ruhî hastalıklarımızı öğrenebilmek bu kadar kolay olmayabiliyor. Öyle ki bazen beden ayakta sapasağlam dururken ruh ifsat olmuş, ruh sağlam iken beden çürümüş halde bulunabilir. Sağlıklı bir kalp, görülür âlemde her hangi bir risk barındırmazken, gayb âlemi noktasında ciddi kalp krizlerine maruz kalabilir. Sağlıklı bir akıl, fizik âleminde şöhrete kavuşmuş iken, metafizik âlemde sınıfta kalabilir. Ve yine sağlıklı bir göz, uzak ve yakın mesafedeki eşyaları net görebilirken; zulüm, haksızlık ve adaletsizlik noktasında bulanık görebilir.

İnsanoğlu bir toplum içerisinde ve etkisinde doğup büyümektedir. Büyük Yunan düşünürü Aristo’nun ifadesiyle: ‘’İnsan sosyal bir varlıktır.’’ Yani hayatının pek çok noktasında başka insanlara ihtiyaç duymaktadır. İhtiyaç duyduğu aynı zamanda kendisine ihtiyaç duyulandır. Bu ihtiyaçlar, maddi anlamda olabileceği gibi manevi anlamda da olur. Öyle ki, maddiyatın zirvesinde olanlar dahi pek çok defa manevi anlamda başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar. İşte tam da ihtiyaçların karşılıklı bir şekilde görülüp giderilmesi noktasında iki şeye ihtiyaç duyulmakta: Sağlam bir göz, doğru bir zihin yapısı. Öyle bir göz ki, çevresindeki insanların maddi anlamdaki ihtiyaçlarının yanında hak, hukuk noktasındaki manevi ihtiyaçlarını da görüp çözüme kavuşturabilecek bir göz. Şayet toplumsal sorunlara miyop olursa gözler; sadece kendi ve yakın çevresindeki insanların sorunlarını görür, uzak noktalardaki problemleri görmezden gelir. Toplumsal problemlere hipermetrop oldu mu gözler; uzak noktalarda ortaya çıkan problemleri, haksızlık ve hukuksuzlukları görür, lakin yanı başındaki durumlara karşı gafil kalır. Astigmat oldu mu gözler, iş daha büyük bir ciddiyeti haiz demektir. Artık uzak yakın hiçbir durum net görünmez, her şey bulanıklaşır insan gözünde. Böyle kişiler himmetini kendi şahıslarına hasreder ve kendilerini bu sorunların dile getirilmesi, konuşulup tartışılması ve nihayetinde çözüme kavuşturulması noktasında toplumdan soyutlamaya çalışırlar. Evet, alttan su almaya başlayan gemiyi görüp kendileri de içinde yaşamalarına rağmen bunu yaparlar. Ankebut evi misali can simitlerine güvenerek.

Bugün ne yazık ki pek çoğumuz-en küçük ikili ilişkimizden tutun bulunduğumuz diğer tüm üst konumlara kadar-hak-hukuk noktasında  hipermetrop göz hastalığına yakalanmış durumdayız.  Uzakta gerçekleşen olumsuz durumları görünce canlanıp ihtizaza gelirken, yanı başımızda gerçekleşen ve  müdahale etme imkânımız daha kolay olan olaylara sessiz kalıyoruz. Göz aynı, gözlemlenen durum aynı. Değişen ne peki? Değişen düşünce ve zihin yapımız! Değişen farklı yönden esen rüzgârlara esir düşen bakış açılarımız. Beni sorarsanız? Ben insanların hipermetrop olduğu-müdahale imkanımızın zayıf olduğu- durumlarda miyobum ve böyle olmayı tercih ederim. Tabi bundan daha güzeli ise yakın bir zamanda lazerle hepten ameliyat olmaktır derim…

Bir cevap yazın