HAYATIMIZIN ORTASINDAKİ KİTAP
HAYATIMIZIN ORTASINDAKİ KİTAP

HAYATIMIZIN ORTASINDAKİ KİTAP

Talha Bozkurt

Çocuk yaşlarda, daha Latin Alfabesi’ni okumayı öğrenmeden başlarız Kur’an öğrenmeye. Genellikle din görevlilerimizin özellikle camilerde çocuklara yönelik verdiği Kur’an dersleriyle hayatımıza girer kutsal kitap. Önce elif-bâ cüzleriyle başlanır bu yolculuğa. Daha sonraki aşama ise büyük bir adımdır Kur’an yolculuğu için. O da Kur’an’ı artık yüzüne okumaya başlamaktır. Kur’an’ı yüzüne okumayla beraber bu eğitime arkadaşlık eden bir diğer sorumluluğumuz daha vardır ki o da özellikle ibadetlerimizi yerine getirebilmemizi sağlayan dua ve sûre ezberlerimizdir.

Yaşımız biraz daha ilerlediği vakit okuldaki eğitim hayatımızda bir nebze daha bilinç kazanırız. Hangi liseye gideceğimize karar verme aşamasına geldiğimizde eğer Anadolu veya Fen Liselerini tercih edersek Kur’an’la olan meşguliyetimiz biraz sınırlı kalır. Ancak İmam-Hatip Liselerine gidildi mi lise hayatımızdaki en önemli derslerimizden birisinin adıdır Kur’an-ı Kerim. Kur’an hocaları da bu dersin öneminin farkındadır. “Benim dersimi geçemeyen sınıfı da geçemez. Zira bu dersi geçmek zorunlu.” cümlesini kurarak öğrencilerin dikkatini toparlamayı hedefler ve bunda başarılı da olurlar. Çocukluğundan itibaren Kur’an okumayla haşır neşir olan öğrenciler için geçmişteki birikimlerinin hem bir tekrarı hem de biraz daha ilmî seviyede tilâveti öğrenebilecekleri bir derstir bu. Tam tersi durumda olan öğrenciler ise iman ettikleri bu kitapla artık daha yakından tanışma vaktinin geldiğini anlarlar. Hocalarının verdiği dersler doğrultusunda kıraat, tâlim, tecvid, ezber gibi hem okul dersleri için hem de müslüman olmanın vermiş olduğu sorumlulukları yerine getirebilmek için gayret ederler. Bundan sonraki hayatlarında ise özellikle İslâmî ilimlerle meşgul olmazlar ise İmam-Hatip’te öğrendiği Kur’an kıraatini ve ezberlerini ömür boyu kullanırlar. Bu güzide okulda öğrendiği ve hayatından hiçbir zaman çıkarmadığı temel bilgiler için Kitâb’ın sahibine şükrederler.

İlahiyat Fakültelerini tercih edenler için biraz daha farklıdır durum. En az dört senelik ileri düzeyde bir eğitime tabi olacaklarının farkındadırlar. Fakülte derslerini teker teker verirler ancak mezun olana dek bitmeyen, daima yeni seviyeleriyle karşılaştıkları bir ders vardır ki o da tahmin edeceğiniz üzere yine Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an dersleri İlahiyat Fakültelerinde her dönem okutulur. Ancak bu okumalar hep aynı düzeyde devam etmez. İlk sınıfta daha çok temel kıraat bilgileri, harfler, mahreç gibi bilgiler öğretilir. Daha sonraları tecvid ilmi öğrencilere tam anlamıyla verilmeye çalışılır. Öğrencilerin mezuniyetten evvel tahkik, tedvîr ve hadr gibi farklı tilâvet süratlerini kavramaları beklenir. Sadece tilâvetle de yetinmeyip, Gazzâlî’nin de meşhur eseri İhyâ’sında ifade ettiği gibi dil, akıl ve kalbin iş birliği ile Kur’an’ı özümsemeleri istenir. İşte bu Kur’an yolculuğundan sonra fakülteden mezun olan kişi yukarıda bahsettiğimiz din görevlisi, öğretmen ya da akademisyenden birisi olur. Bundan sonraki görevi ise çocukluktan itibaren hayatının merkezinde bulunan bu Kitâb’ı tıpkı bir zamanlar kendisinin yaptığı gibi yolculuğa yeni çıkanlara öğretmektir.

Bir cevap yazın