KAŞGARLI MAHMUD VE SELÇUKLULAR
KAŞGARLI MAHMUD VE SELÇUKLULAR

KAŞGARLI MAHMUD VE SELÇUKLULAR

Faruk YILMAZ

Türklerin Müslümanlar ile karşılaşması neticesinde Türklerin İslâmlaşma hareketleri başlamıştır. Bu İslâmlaşma neticesinde Türkler, Arap devletlerine hizmet etmişler, Türk valiler tarafından Araplara bağlı devletler kurmuşlar ve büyük Türk devletlerinin İslâmlaşması ile İslâm dinine hizmet etmişlerdir. Nitekim birçok Türk âlim İslâm medeniyeti ve kültürüne katkı mahiyetinde eserler yazmışlardır. İşte bunlardan biri de Karahanlı Devleti’nin bir ferdi olan Kâşgarlı Mahmud’dur.

            Kâşgarlı Mahmud, XI. yy’da yaşamış, Türk dilinin ilk sözlüğü, Dîvân-ı Lügâti’t-Türk’ün müellifi ve en eski Türk dili araştırmacısıdır. Müellifin hayatı hakkında kendi eserlerinden ve diğer kaynaklardan sınırlı sayıda bilgiler elde edebiliyoruz.[1]

            Kâşgarlı Mahmud’un eserinde bahsettiği üzerine künyesi, “Mahmud b. Hüseyin b. Muhammed”dir.[2] Kâşgarlı Mahmud, Divânü Lügati’t-Türk adlı eserini 466/1074’te tamamlamış, 470/1077’de bu sırada Selçukluların korumasında bulunan Bağdat’taki Abbâsî halifesi Muktedi Bi-Emrillâh’a takdim etmiştir. Abbâsî halifesine sunulmuş olmakla birlikte Doğu Karahanlı kültür dairesine ait bir eserdir.[3] Eser, XI. yüzyıldaki standart Türk dili ve lehçeleri, Türk milleti, coğrafyası, Türk topraklarındaki diğer etnik gruplar, sosyo-ekonomik yapı ve inançlar hakkında bilgiler verir.[4]

            Kâşgarlı Mahmud, Selçuklu Devleti’nin var olduğu ve güçlü konumda olduğu bir devirde yaşamıştır. Fakat Kâşgarlı Mahmud, Selçuklu Devleti hakkında birkaç tane bilgi vermekle yetinmiştir. Kendisi de rakip devlet olan Karahanlı bünyesinin bir ferdi olduğu için az bilgi vermesi normaldir. Kâşgarlı Mahmud’un Selçuklu Devleti’ndeki devlet adamları ile görüşüp görüşmediğine dair bir bilgiye sahip değiliz. Robert Dankoff ise, Kâşgarlı Mahmud’un eserini, Abbasi halifesine sunmasını, “Belki de Selçuklu Beylerinin törelerini ve dillerini Bağdat’a anlatmaktır.” şeklinde dile getirir.[5] Ama Kâşgarlı Mahmud’un böyle bir hedefinin olmadığı bellidir. Kâşgarlı, Türklerin törelerini ve dillerini aktarmayı amaçlamıştır. Ayrıca eserde, Karahanlı Devleti hakkındaki bilgiler daha fazladır.

            Kâşgarlı Mahmud, Selçuklu Devleti’nin tarihine de vakıftır. Selçuklu hanlarının dedelerinin adı olan Selçuk’tan bahsederek, Ona subaşı denildiğini ifade eder.[6] Kınık boyundan bahsederken zamanımızın hakanlarının Kınık boyundan olduğunu ifade eder.[7] Kâşgarlı Mahmud, tüm Türk ülkelerini dolaşıp, bilgiler topladığını ifade ettiğine göre zamanın güçlü devleti Selçuklu topraklarını da dolaşmış olması gerekmektedir. Reşat Genç, Kâşgarlı Mahmud’un, Tuğrul, Çağrı, Alp Arslan, Melikşah gibi dönemin yankı yapan isimlerini zikretmemesini ve özellikle Karahanlılar’ın Yabaku’larla yaptığı savaşlara genişçe yer verip, İslâm topraklarında geniş yankılar yapan Malazgirt Savaşı’ndan bahsetmemesini hayretle karşılar.[8] Karahanlılar’la ilgili hadiseleri coşkulu anlatan Kâşgarlı, rakip devlet olan ve Karahanlılar’ı hâkimiyet sahasına almasından dolayı Selçuklu hakkında, çok bilgi vermemiş olabilir. Ayrıca eserinin muhtevası açısından, bahsetme gereği görmemiş de olabilir. Nihayetinde Selçuklu Devleti ile ilgili önemli bağlantılar görebilmekteyiz.


[1] Ömer F. Akün, “Kâşgarlı Mahmud”, DİA, c. 25, s. 9.

[2] Kâşgarlı Mahmud, Divânü Lügati’t-Türk, nşr. Kilisli Rıfat Bilge, İstanbul 1333-35/1915-17, c. 1, s.2.

[3] Nesimi Yazıcı, İlk Türk-İslam Devletleri Tarihi, TDV yay, Ankara 2018, s. 157.

[4] Akartürk Karahan, “11th Century Turkic Communities From Kashgari’s Perspektive”, The Journal of Academic Social Science Studies, N. 62, s. 118.

[5] R. Dankoff-J. Kelly, Mahmud el-Kaşgari Compendium of The Turkic Dialects, Divan Lugat at-Turk, (edt. Şinasi Tekin-Gönül A. Tekin), Part I-III, Harvard Üniversity Press 1982, s. 4.

[6] Kâşgarlı Mahmud, Divânü Lügati’t-Türk, trc. Besim Atalay, TTK. yay, Ankara 1985, c. 1, s. 478.

[7] age, s. 55.

[8] Reşat Genç, “Kaşgarlı Mahmud’a Göre XI. Yüzyılda Türk İllerinin Siyasi ve Etnik Durumu”, Türk Kültürü Araştırmaları, c. 11–14, Ankara, 1973–1975, s. 187-188.

Bir cevap yazın