Tababet ve Şuabatı Sanatları
Tababet ve Şuabatı Sanatları

Tababet ve Şuabatı Sanatları

Hilal ÇİFTLİKÇİ

Herkesin fikir sahibi olduğu ancak kimsenin bilgi sahibi olmadığı bir meslektir tabiplik. Azrail’in nefesinin hissedildiği koridorlardan geçip doğumhanenin önüne çıkabilirsiniz. Saatler süren nöbete floresan altında zaman algınızı yitirebilirsiniz. Güneş ışığı görmeden haftalar geçirebilirsiniz. Başı olsa da sonu olmayan bir yoldur. Bu yola çıkan gece gündüz yürümeye mahkumdur.

Antik Yunan mitolojinde şifa verme yeteneği olan Asklepios sağlık tanrısı olarak yer alır. Günümüzde kullanılan yılanlı asa sembolü Asklepios Asası olarak bilinir. Yılan zehrinin iyileştirici gücü olması zıt güçlerin uyumunu ve yaşam ile ölüm arasındaki zıtlığı temsil eder. İnşa edilen tapınaklarda sağlık hizmeti verildiği düşünülmektedir

Üzerine yemin edilen, herkesçe bilinen Hipokrat eski yöntemleri modernize ederek günümüzde kullanılan klinik tıbbın temellerini atmış, Kos Adası’nda kurduğu tıp okulu ile düşüncelerini aktarmış, böylelikle tıbbın babası unvanını almıştır.

Anılmaya değer tarihteki en büyük hekim ise dünyada Avicenna olarak bilinen İbn-i Sina’dır. 1025 yılında yazdığı 14 ciltlik el-Kanun fit-Tıb isimli tıp ansiklopedisi Avrupa’da derslerde okutulmuş, 19. yüzyıla kadar otoritesini korumuştur.

Tababet; usta-çırak geleneği ile yaşayan zanaat, teknoloji ile gelişen bilim, düşündürdükleri ile ilim olur. Getirdikleri kadar götürdükleri vardır, terazinin dengesini sağlayamazsanız ne yazık ki götürdükleri ağır basar.

Benim yolum üniversite sınavı sonrasında bir yıllık dil eğitimi ile başladı. Okulumun İngilizce eğitim vermesi nedeniyle dil hazırlık sınıfı okudum. Sonrasında fakülteye başladım. Bilindiği üzere tıp eğitimi ülkemizde 6 yıl.

İlk 2 yıl temel bilimler dediğimiz patoloji, anatomi, biyokimya, fizyoloji, histolojiembriyoloji gibi dersler anlatılır. İstisnalar olsa da çoğu tıp fakültesi sisteminde vize-final yoktur. Kurul ya da komite olarak adlandırılan tüm derslerden tek sınava girilir. Yıldan yıla müfredat yoğunluğuna göre komite sayısı değişir. Her komite kendi içinde değerlendirilir. Komite içerisindeki her dersten asgari miktarda doğru yapmalıdır. Gerekli doğru sayısına ulaşılamazsa yanlış yapılan her soru için bir doğru silinir. Buna baraja takılmak denilir. Eğer herhangi bir komite geçilemezse yazın finaline girmek mecburiyeti doğar. Her yıl bizde tek dönemdir. Dönem 3’te klinik dersler başlar. Pediatri, dahiliye, kadın doğum ve genel cerrahi büyük stajlardır. Bu ve diğer branşların teorik derslerine giriş yapılır.

Dönem 4 hastaneye geçilen zamandır. Yoğun teorik bilgi yükü vardır Büyük stajların uygulamalı dersleri yapılır, poliklinik ve servislerde hasta başında konu anlatılır. Herkesin serviste yatan takip ettiği bir hastası vardır. Tanı, muayene bulguları ve aldığı tedaviden sınavda sorumludur.

Bu dönemde sınavlar üç aşamalı hale gelir. Önce yazılıya girilir. Baraj geçilirse ikinci aşama hasta başı sınavıdır. Hoca staj boyunca takip edilen hasta ile ilgili çeşitli sorular sorabilir ya da bambaşka bir hastayı muayene etmeni isteyebilir. Bu aşama da geçilirse son olarak sözlü yapılır. Sözlü esnasında şık giyinilir. Eğer yeterince özenli giyinilmemişse sözlü çok zor geçer. Kravatsız gelmek ya da kumaş pantolon giymemek sözlüye alınmama sebebi olabilir. Farklı hocalar farklı zorlukta soru sorduğu için öğrenciler arasında çeşitli adaletsizlikler yaşanabilir. Tamamen hocanın insafına kalınır. Dönem 4’te uzmanlık isteyenler TUS için çalışmaya başlar. Yurtdışına gitmek isteyenler yabancı dilini geliştirip, USMLE-PLAB gibi çeşitli ülkelerin denklik sınavlarına hazırlanır. Okul dersleri ile birlikte bu çalışmaları birlikte götürmek çok zordur. Uykudan feragat edip çalışma saatlerini arttırmak gerekir.

Dönem 5’te göz, üroloji, nöroloji vs küçük stajlar dediğimiz özelleşmiş branşların uygulamaları yapılır. Sınavlar genelde yazılı ve sözlü olarak iki aşamada yapılır. TUS-yabancı dil çalışmaları artar. Uyku saati azalır

Dönem 6 intern’lük olarak değerlendirilir. Intern hekim hastanede aktif olarak çalışır ve verilen görevleri yerine getirir. Bu görevler hasta muayenesi ve takibi yapmak gibi öğretici şeyler olabilir, kan almak-şeker ölçmek gibi hekimlik hayatında hiç işe yaramayacak angarya şeyler de olabilir. Bu durum kiniğin işleyişine bağlıdır. Intern hekimler nöbetlere katılıp sonrasında mesaiye devam eder. Branşa göre çalışma saatleri 36 saati bulabilir. Resmi bir çalışma yönetmeliği olmadığı için kimsenin yapmak istemediği işler interne yaptırılır, hastanede iş gücü olarak kullanılır.  Kıdemli asistanlar ve hemşireler tarafından mobbing çok yaygındır. Geçici nasıl olsa diyerek herkes internin ezilmesine göz yumar. 365 günlük bir takvim vardır. Bu bir yıl boyunca asgari ücretin dörtte biri oranında bir para alınır. Okul sınavı olmasa da hastaneden arta kalan vakitlerde TUS çalışmak, angarya işler arasında bir şeyler öğrenmek yıpratıcı bir süreçtir.

6 yıllık eğitimden sonra pratisyen hekim olarak mezun oluruz. Fakülteyi yüksek lisans alarak bitirdiğimiz için tıp doktoru unvanı alırız. (Sadece doktor demek hatalı bir kullanım aslında. Hekim/tabip daha uygun.) Her pratisyen hekim bakanlık tarafından zorunlu hizmet kurasına sokulur. Mezuniyet sonrasında diplomanın herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır. Zorunlu hizmet süresini doldurmayanların Türkiye’de çalışma hakkı yoktur. Çoğunluğu acil olmak üzere ambulanslar, toplum sağlığı merkezleri ve aile sağlığı merkezlerinde kadrolar açılır. Kura ile görev yerleri belli olur.

Bu noktadan sonra çeşitli seçenekler mevcut. Pratisyen olarak çalışmaya devam etmek, uzmanlık için TUS’a girmek, yurtdışı denkliği almak.

Bir cevap yazın